New York Üniversitesi Abu Dabi kampüsünden araştırmacıların Nature dergisinde yayımladığı çalışma, TikTok’un “Sizin İçin” akışının tarafsızlığına dair ciddi soru işaretleri doğurdu. Araştırma kapsamında oluşturulan yüzlerce sahte hesap üzerinden yapılan deneyler, platformun algoritmasının sadece kullanıcı tercihlerini yansıtmadığını, aynı zamanda belirli bir siyasi görüşü daha agresif bir şekilde pompaladığını gösteriyor. Özellikle 18-29 yaş arası genç seçmenlerin siyasi bilgi kaynağı olarak TikTok’u tercih etmesi, bu bulguların seçim sonuçları üzerindeki potansiyel etkisini daha da önemli kılıyor.
Araştırmacılar New York, Teksas ve Georgia eyaletlerine konumlandırılmış 300’den fazla bot hesap kullanarak 27 hafta boyunca 280 binden fazla videoyu inceledi. Elde edilen veriler, Cumhuriyetçi içeriklere yönlendirilen hesapların kendi görüşleriyle uyumlu videoları yüzde 11,5 oranında daha fazla izlediğini kanıtladı. Daha çarpıcı olan bulgu ise karşıt görüşlere maruz kalma oranında yaşandı. Demokrat görüşlü olarak kurgulanan hesapların, Cumhuriyetçi hesaplara kıyasla rakip partinin içeriklerini görme olasılığı çok daha yüksek çıktı. Bu durum algoritmanın sadece ilgi alanlarını pekiştirmekle kalmadığını, bir tarafın argümanlarını diğer tarafa daha baskın bir şekilde sunduğunu gösteriyor.
Konuyla ilgili açıklama yapan TikTok yetkilileri ise çalışmanın metodolojisine itiraz ederek, sahte hesaplarla yapılan bu deneyin gerçek kullanıcı davranışlarını yansıtmadığını savundu. Şirket, kullanıcıların platformda çok daha geniş bir içerik yelpazesiyle karşılaştığını ve akışlarını kontrol etmek için birçok araca sahip olduklarını belirtti. Ancak araştırmacılar, TikTok’un takipçi gerektirmeyen ve tamamen davranışsal sinyallere dayanan yapısının, algoritma etkisini ölçmek için en şeffaf ortam olduğunu vurguluyor.
Çalışma, platformların algoritmik hesap verebilirliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özellikle Avrupa Birliği’nde seçim süreçlerine yönelik risklerin azaltılması yasal bir zorunlulukken, ABD’deki mevcut düzenlemeler sosyal medya devlerine editoryal süreçlerde çok daha geniş bir serbestlik tanıyor. Uzmanlar, milyonlarca genç seçmenin kararlarını etkileyebilecek bu tür sistematik farklılıkların, demokrasinin geleceği açısından ciddiyetle ele alınması gerektiği konusunda uyarıyor.










