Gıda ve içecek ambalajlarında yaygın olarak kullanılan endüstriyel bir kimyasal olan BPA’nın, vücuda alındığında insülin duyarlılığını fark edilmeden etkileyebileceği ortaya çıktı.
Bisfenol A (BPA), dünya genelinde en yüksek miktarlarda üretilen kimyasallardan biri.
1960’lardan bu yana çok sayıda plastik ambalajın ve birçok gıda ve içecek kutusunun iç yüzeyini kaplayan epoksi reçinelerin üretiminde kullanılıyor.
Bazı tahminlere göre BPA o kadar yaygın tüketiliyor ki, ABD nüfusunun yüzde 90’ından fazlasının idrarında bulunuyor.
Peki bu güvenli mi?
ABD’deki sağlık kuralları güvenli olduğunu söylese de insanlarda yapılan ilk deneysel çalışma, düşük dozlarda bile BPA tüketiminin kısa vadede insülin duyarlılığını azaltabileceğini ortaya koydu.
Araştırmanın kıdemli yazarı ve diyabet araştırmacısı Todd Hagobian, 2024’te Amerikan Diyabet Derneğinin Bilimsel Oturumları’nda ön sonuçları sunarken “ABD’de diyabet önde gelen ölüm nedenlerinden biri. Bu nedenle hastalığa katkıda bulunan en küçük faktörleri bile anlamak büyük önem taşıyor.” dedi.
Hagobian, “Paslanmaz çelik veya cam şişeler ile BPA içermeyen kutular kullanmak gibi BPA maruziyetini azaltmanın diyabet riskini düşürebileceğini görmek bizi şaşırttı.” dedi.
Bulgular, Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism dergisinde yayımlandı.
Beş günde yüzde 9 azaldı
Randomize, çift kör bir klinik çalışmada 40 genç yetişkin, ABD Çevre Koruma Ajansının (EPA) yaşam boyu maruziyet için belirlediği “güvenli” dozda BPA’ya veya plaseboya maruz bırakıldı.
Beş günün sonunda BPA grubunda periferik insülin duyarlılığı yüzde 9 azalırken, plasebo grubunda hafif bir artış görüldü.
Çok sayıda hayvan ve gözlemsel çalışma BPA ile metabolik sağlık arasındaki ilişkiye işaret etmiş olsa da şaşırtıcı derecede az sayıda araştırma bu ilişkiyi deneysel olarak test etti.
California Polytechnic State University (CPSU) ve Rutgers Üniversitesinden araştırmacılar, “Bu sonuçlar, kısa süreli ağızdan BPA alımının insülin duyarlılığını bozabileceğine ilişkin insanlarda yayımlanan ilk deneysel kanıtı sunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırmacılar, sonuçların önemli klinik ve halk sağlığı etkileri taşıdığını ve şu anda “güvenli” kabul edilen dozlarda bile BPA maruziyetinin insülin direncinin gelişimine katkıda bulunabileceğini belirtti.
Bulguların toplumun geneline ne ölçüde uygulanabileceğini görmek için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç var. Ancak kısa vadede görülen değişiklikler, özellikle mevcut verilerle birlikte değerlendirildiğinde endişe verici.
Araştırmacılar, önceki epidemiyolojik, hayvan ve insan çalışmalarının yanı sıra bu bulguların, düzenleyici kurumların BPA için belirlenen referans dozu yeniden değerlendirmesi gerektiğine ilişkin kanıtları güçlendirdiğini belirtti.
Güvenli kabul edilen doz yeniden değerlendirilebilir
ABD EPA, BPA tüketimi için yaşam boyu güvenli kabul edilen sınırı, vücut ağırlığının kilogramı başına günde 0,05 miligram olarak belirliyor.
Bu sınırın altında kalındığında BPA’nın kayda değer bir zarara yol açmasının beklenmediği belirtiliyor.
Ancak bu değer ilk olarak 1988’de belirlendi ve o zamandan bu yana çok şey değişti.
Bilim insanları, BPA’nın vücutta östrojeni taklit edebildiğini ve bunun potansiyel olarak zararlı etkileri olabileceğini yaklaşık bir yüzyıldır biliyor.
Ancak 1990’larda yeni bir gelişme yaşandı. Araştırmacılar, BPA’nın ısıtılmış polikarbonat ambalajlardan yiyecek ve içeceklere geçtiğini ilk kez fark etti.
Daha sonraki çalışmalar BPA’nın insan hücrelerinde östrojen benzeri bir etki oluşturabildiğini gösterdi.
1997’de canlı hayvanlar üzerinde yapılan ilk çalışma, hamile farelere günlük düşük dozda BPA verilmesinin erkek yavrularda olumsuz üreme etkilerine yol açtığını ortaya koydu.
O zamandan bu yana geçen onlarca yılda, binlerce hayvan çalışması düşük dozlarda BPA’nın olumsuz etkilerini gösterdi.
Bunun yanı sıra insanlarda yapılan toplum geneli araştırmalar, daha yüksek BPA maruziyetinin doğurganlık ve üreme sorunları, nörogelişimde değişiklikler, kalp ve damar sorunları, tip 2 diyabet ve insülin direnci gibi çok sayıda sağlık problemiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
Bu durum, BPA’nın söz konusu sorunların tümüne mutlaka neden olduğu anlamına gelmiyor. Ancak artan endişeler nedeniyle BPA, ABD’de bebek biberonları ve alıştırma bardaklarında kullanımdan çıkarıldı.
Bununla birlikte bazı kanıtlar, sağlıklı yetişkinlerde bile EPA’nın şu anda güvenli kabul ettiği dozlarda istenmeyen etkilerin ortaya çıkabileceğine işaret ediyor.
Örneğin 2019’da CPSU’daki araştırmacılar, üniversite çağındaki 11 katılımcıyla randomize bir çalışma gerçekleştirdi. Plaseboyla karşılaştırıldığında, ağızdan alınan düşük doz BPA’nın glikoz ve insülin düzeyleri üzerinde anlık etkilere yol açtığı görüldü.
Ancak bulgular, sorunun insülin salgısından mı yoksa insülin duyarlılığından mı kaynaklandığını ayırt etmeye izin vermedi.
Bunun üzerine araştırma ekibi, daha hassas insülin ölçümleri kullanarak 40 sağlıklı genç yetişkin üzerinde beş gün süren daha geniş kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdi.
Katılımcıların yarısı rastgele günlük plasebo almak üzere görevlendirilirken, diğer yarısına EPA’nın güvenli sınırları içinde kalan düşük dozda BPA verildi. Diğer tüm katılımcılar aynı beslenme düzenini uyguladı.
Beklendiği gibi, günlük BPA dozu alan katılımcıların idrarındaki kimyasalın konsantrasyonu daha yüksek çıktı.
Beş günün sonunda bu grupta periferik dokulardaki insülin duyarlılığında da belirgin bir azalma görüldü.
İlginç şekilde, östrojenin bu azalmayı açıklaması olası görünmedi.
Araştırmacılar periferik dokulardaki ve karaciğerdeki insülin duyarlılığını tamamen birbirinden ayıramasa da karaciğerdeki insülin duyarlılığını değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan bir ölçümde herhangi bir farklılık bulamadı.
Ekip, “Bu durum, BPA’nın iskelet kaslarında insülin tarafından uyarılan glikoz metabolizmasına müdahale etmiş olabileceğini gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Daha önce BPA maruziyeti ile insülin direnci arasındaki bağlantıya ilişkin kanıtlar büyük ölçüde ilişkilere dayanıyordu. Ancak yeni çalışma çift kör, plasebo kontrollü ve randomize bir klinik çalışma olarak bu ilişkinin olası neden-sonuç bağlantısına daha önce hiç olmadığı kadar yaklaşılmasını sağlıyor.
Bununla birlikte çalışmaya üniversite çağındaki genç yetişkinlerin katılması, bulguların toplumun tamamına genellenemeyebileceği anlamına geliyor.
Araştırma ekibi, “BPA’nın obezitesi veya prediyabeti/tip 2 diyabeti bulunan kişilerle nasıl etkileşime girdiği net değil ve bu konu daha fazla araştırılmayı gerektiriyor.” ifadelerini kullandı.
Ortaya çıkan kanıtlar doğrultusunda BPA’nın Avrupa’daki çoğu gıda ve içecek ürününde kullanımına artık izin verilmiyor.
ABD’deki düzenleyici kurumlar ise BPA’yı on yılı aşkın süredir yeniden değerlendirmedi.
Bu yıl ABD’li milletvekilleri, BPA’nın gıda ambalajlarında kullanımını yasaklayacak “Gıdalarda Toksik Maddeler Yok Yasası” adlı bir yasa tasarısı sundu.
Yasanın önceki versiyonları ise başarısız olmuştu.










